Başlarken

Mezun olmamın üzerinden yirmi iki yıl geçmiş. Oğlumun doğumu sonrasındaki beş ayı çıkartırsak hiç ara vermeden geçen yirmi üç yıl. (Typo yok, üniversite son sınıfta başlamıştım çalışmaya)  Çok yorulduğum, çok yıprandığımı hissettiğim, çok keyif aldığım, çok ürettiğim, çok öğrendiğim ama hep yolda olduğum, merakla, heyecanla, coşkuyla, bazen endişeyle, karamsarlıkla, bazen de tükenmişlikle geçen yirmi üç yıl. 

Bu yirmi üç yıl boyunca başrolünde olduğum kendi profesyonel yolculuğuma bir film sahnesini izleyen dikkatli bir izleyici gibi dışardan bakmayı sevdim. Kendimi, ortamımı, çevremdeki insanları, durumları ve davranışları gözlemlemekten ve analiz etmekten müthiş keyif oladım. Neden böyle oldu? Ne yapsam farklı olurdu? Hangi durumlar hangi sonuçları doğurdu, vs. Hep bir meselem vardı yani. Üzerine titizlikle eğildiğim ve çözmeye çalıştığım bir problemim, bir gündemim. Belki de olayları, yönetmekte zorlandığım duygusal boyutlarından bir nebze soyutlayıp; somut, üniversite yılları boyunca sonra da iş hayatında çokça çözdüğüm vaka analizleri gibi ele alma çabası. 

Tabii ki sadece kendimi değil, yanımdaki, yakınımdaki başka profesyonel yolculukların başka başka kadın kahramanlarını da gözlemledim. Anlamaya, anlamlandırmaya çalıştım, sohbetler ettim, çıkarımlar yaptım, hatta çok yakınımdakilerin hikayelerine sızıp deneme-yanılma oyunları oynadım. 

Sanırım yeterince örneklem toplayınca bazı paternler görünür olmaya başlıyor insanın gözüne. Kariyer yolculuğunun ta en başında yürüyeceğin yolu seçerken, kendi benliğini/markanı oluştururken, daha büyük sorumluluklar aldığında birlikte çalıştığın insanlarla ilişkilerini düzenlerken, terfi ettiğinde, edemediğinde, çocuk sahibi olduğunda , öncesi ve sonrasında, söylentilerle baş ederken, tacize-mobinge maruz kaldığında, işinden-eşinden ayrılırken, yeniden başlarken, sistemin dışına çıktığında, çıkarıldığında, sistemi sen kurduğunda, değiştirdiğinde, yıktığında, ez cümle içinden geçtiğimiz her macerada benzer karakterler, vakalar, baş edilmesi gereken benzer problemler karşına dikiliyor. İşte bu örüntüleri hissetmeye başladığımda dedim ki kendime: Yaz! Elbette ki bu bir on adımda sınırları aş, yedi adımda kariyerini şekillendir vs gibi bir “formül” kitabı değil. Asla inanmadığım bir işe soyunmuyorum, yanlış anlaşılmasın. Sonuçta herkes kendi hayatının kahramanı ve her kariyer yolculuğu biricik. Ama şunu biliyorum; insan yol yürürken önüne bir engel çıktığında; ya da yol ayrımları ile karşılaştığından olası seçeneklerinin ne olduğunu bilmek, daha önce aynı yoldan geçenlerin tecrübelerini/hikayelerini duymak istiyor. Çünkü ancak o zaman kendini yalnız, başından geçenleri de benzersiz hissetmiyorsun. Bu yolda daha önce yürüyen insanlar var, onlar da zorlanmış, onların da baş edebildiği ya da edemediği şeyler varmış hissini taşımak paha biçilmez bir konfor. O zaman daha cesaretli ve daha özgüvenli olabiliyorsun. Ya da en azından kendini yalnız ve kaybolmuş hissetmiyorsun. Bu yazıların amacı da budur sevgili okur. Sen kendini yalnız ve kaybolmuş hissetme; hayat ne getirirse cesaretle ve özgüvenle üzerine yürü diye. Hikayeler çoğalsın, ihtiyacı olanlara ulaşsın, ihtiyacı olan yeri beslesin diye, kalabalık olalım diye..

women